Toplumsal psikoloji ve siyaset felsefesi açısından bakıldığında, bir milletin ya da etnik grubun geçmiş başarılarını nasıl anımladığı, o topluluğun güncel kimliğinin oluşturulmasında belirleyici bir rol oynar. İnsan toplulukları, tarihsel olaylardan seçtikleri zaferli anları, başta gelen kurucuları, büyük savaşları ve medeniyeti ileriye taşıyan icraatları kuşaktan kuşağa aktararak, ortak bir hafıza inşa ederler. Bu seçme ve aktarma süreci, tesadüfi değildir; tam aksine, toplumsal kimliğin güçlendirilmesine ve bireylerin kendilerini bir büyük bütünün parçası olarak hissetmelerine yönelik stratejik bir mekanizmadır. Seçilmiş zafer kavramı, işte bu mekanizmanın merkezinde yer alır.
Politik psikoloji alanında yapılan araştırmalar, toplumsal kimliğin inşasının kompleks bir sürece tabi olduğunu göstermektedir. Seçilmiş travma gibi olumsuz tarihsel hatıralar kadar, seçilmiş zaferler de bu sürecin integral bileşenleridir. Politik psikolojinin temel kavramları seçilmiş travma, seçilmiş zafer, üst kimlik, mağduriyet psikolojisi ve semboller çerçevesinde şekillenirken (İnan, 2009), her bir kavram diğeriyle derin bir ilişki içinde bulunmaktadır.
Seçilmiş Zafer ve Toplumsal Psikolojisi

Vamık Volkan’ın Nobel Barış Ödülü adayı olarak tanınan kuramsal çalışmalarında, seçilmiş zafer, toplumsal bir grubun tarihsel geçmişinde yaşadığı başarıların, o grubun kollektif bilinçaltında yer etmesi ve grup kimliğinin merkezine yerleştirilmesiyle tanımlanır. Volkan’a göre, seçilmiş travma yaşanılan toplumsal acı sonucunda aşağılık duygusunun geliştirmesiyle birlikte ortaya konulan mağduriyet algısını ifade etmektedir. Bu aşağılık duygusuyla başa çıkılarak üstünlük duygusunun kazanılmasına ve biz kavramına atfedilen değerin yüceltilmesine ise seçilmiş zafer denilmektedir (Volkan, 1993).
Seçilmiş zafer, basitçe tarihsel bir olayın yeniden anılması değildir. Daha ziyade, bir milletin ya da topluluğun kendi tarihi içinde seçip öne çıkardığı, işlediği ve toplumsal mitolojisinin merkezine yerleştirdiği başarı anlatılarıdır. Bu anlatılar, bir yandan geçmiş mağduriyetin üzüntüsünü hafifletirken, öte yandan toplumun mevcut duruşunu ve geleceğe ilişkin beklentilerini şekillendirir. Toplumlar, tarihsel başarılarını mitleştirerek kuşaktan kuşağa aktarır ve böylece grup kimliği güçlendirilerek bireylerin aidiyet duygusu pekiştirilir (Volkan, 2012).
Kolektif Bellek ve Tarihsel Seçme Mekanizması
Bir toplumun seçilmiş zaferlerinin belirlenmesi, hiçbir surette objektif tarihsel değerlendirmeye dayanmaz. Aksine, toplumun mevcut ihtiyaçları, siyasî elitlerin hedefleri ve kimliksel sorunlarının çözümüne katkı sağlayacak anlatılar tercih edilir. Örneğin, medeniyet başlangıçlarını mitolojik dönemlerde arayan toplumlar, bu dönemleri sembolleştirerek kimliğine meşruiyet kazandırırlar. Yükselişin simgeleri, kahramanlaştırılan liderler ve savaş zaferleri, kolektif belleğin en aydınlık köşelerine yerleştirilir.
Bu seçme süreci, genellikle muazzam acı ve kayıpların yaşandığı dönemlerin takip ettiği başarılarla daha da belirginleşir. Toplumsal travma ve başarı, tarihteki rol değiştirme anları yaratmak suretiyle, o topluluğun kendini tanıma biçimini radikal şekilde değiştirebilir. Seçilmiş zafer, bu bağlamda, geçmiş acıların unutturulmasında, hatta transformasyonunda bir araç işlevi görür.
Üst Kimlik İnşasında Seçilmiş Zafer ve Aidiyet
Seçilmiş zaferlerin toplumsal kimliğin inşasındaki rolü, sadece duygusal bir tatmin sağlamakla sınırlı değildir. Bunun ötesinde, bir üst kimlik yaratmakta ve bu kimlik etrafında çeşitli sosyal grupları birleştirmekte etkilidir. Volkan’ın kuramına göre, üst kimlik, bir toplumu oluşturan farklı alt grupların—etnik, dini, sınıfsal fark gözetmeksizin—ortak paydada buluşmasını sağlayan müşterektir. Seçilmiş zaferler, işte bu müşterek noktaların somutlaştırılmış biçimidir.
Tarihteki önemli zaferler, özel günler, anıtlar ve ritüeller aracılığıyla kurumsallaştırılırken, toplumun bireysel üyeleri kendilerini bu başarıların mirasçıları olarak görmeye başlarlar. Bir çocuk, babasından dinlediği kahramanlık destanı aracılığıyla, binlerce yıl önceki bir savaşa kendisini dâhil etmiş olur. Böylelikle, seçilmiş zafer, kronolojik olarak geçmişte yer alan bir olay olmaktan çıkıp, mevcut zamanda yaşayan, hissedilen ve tekrarlanan bir realiteye dönüşür.
Sembolik Aktarım ve Nesillik Devamlılık
Seçilmiş zaferlerin kuşaklar arası aktarılması, sembolik bir dil aracılığıyla gerçekleşir. Anıtlar, resmi törenler, eğitim müfredatı, edebiyat, sanat ve halk kültürü, bu sembolizmin taşıyıcıları olarak işlev görürler. Bir bayrağın görülmesi, bir marşın söylenmesi, bir anma törenine katılış, seçilmiş zaferle duygusal bağı yeniden canlandırır. Bu sembolleştirme süreci, soyut olan toplumsal kimliği, somut ve yaşanabilir hâle getirir.
Politik psikoloji kuramcıları, bu aktarım mekanizmasının toplumsal bütünlüğün sağlanmasında ne denli hayati olduğunun altını çizmiştir. Seçilmiş zaferler, toplumun içsel kesimleri arasında çatışmalı olabilecek farklılıkları maskeleyerek, bir kimlik çatısı altında toplama gücüne sahiptir. Özellikle toplumsal krizes, dış tehditler ya da içsel bölünmeler yaşandığı dönemlerde, seçilmiş zafer anlatıları yeniden canlandırılır ve biz duygusu yeniden pekiştirilir.
Sonuç olarak, seçilmiş zafer, toplumların geçmişiyle hesaplaşma, mevcut kimliğini meşrulaştırma ve geleceğe yönelik umut yaratma mekanizmasıdır. Volkan’ın kuramı, bu mekanizmanın tesadüfi olmadığını, bizzat toplumsal psikolojinin işleyişinin bir parçası olduğunu göstermiştir. Zaferlerin seçimi, vurgulanması ve kuşaktan kuşağa aktarılması, aslında topluluğun kendisinin tanımlanması, sürekliliğinin sağlanması ve grup kimliğinin kuvvetlendirilmesinin en etkili yoludur.
Kaynaklar
İnan, E. (2009). Politik Psikoloji ve Siyasal İletişim Üzerine Notlar.
Volkan, V. D. (1993). Politik Psikoloji. Ankara Üniversitesi Rektörlüğü Yayınları, Ankara.
Volkan, V. D. (2012). Seçilmiş Travma, Yetkinin Politik İdeolojisi ve Şiddet.